Scratch, MIT Lifelong Kindergarten tarafından çocukların daha küçük yaşlarda programlamayla tanışabilmeleri için geliştirilen bir yazılım. 2008 yılının sonuna doğru kişisel olarak bir projeye girişmek istedim. Amacım çocukların ortaokulda programlamayla nasıl tanışabileceklerini ve dahası bu tanışmanın onlar üzerinde nasıl bir etkisi olacağını araştırmaktı. Nereden ve nasıl başlamam gerektiğini, hangi yöntemi kullanırsam daha avantajlı olacağını ve benimle aynı soruyu soran insanların neler yaptıklarını öğrenmek için araştırma yapmaya başladım. Sonunda birkaç farklı projeyle(Alice, Lego Mindstorms, Greenfoot, Logo, etc. ) karşılaştım ve bunların arasından Scratch’i seçtim. Bunun en büyük nedeni Scratch’in yapmak istediğim işe en uygun proje olmasıydı. Ama bunun yanında Scratch’in MIT tarafından geliştirilmesi ve çok güçlü bir portalı olması da önemli rol oynadı.
Öncelikle, bu seviyede çocukların programlamaya ilgisini çekmek için mutlaka eğlenceli bir şeyler sunmalısınız ve Scratch bunu fazlasıyla veriyor. Scratch’i daha da çekici yapan bir diğer özelliği ise oldukça kolay kullanılışı ve basit programlama sistemi. Çocuklar hiçbirşey anlatmasanız bile birkaç saat içinde en azından basit animasyonlar yapmaya başlayacak ve bu işten keyif alacaklardır. Üretmek, şüphesiz müthiş bir hazdır. Bir insan iyi ya da kötü bir şey ürettiği zaman onu sahiplenir ve daha iyisi için çabalar. Ben eğitimde üretimin her zaman odak noktası olması gerektiğini düşünüyorum. Ben özellikle İlkyar Yaz Kampı’nda verdiğim derste bunun birkez daha farkına vardım. Çocuklara her dersten önce beklentilerini ve ders sonunda da izlenimlerini yazdırdım. İyi ki de yapmışım. Çocuklar bana dersi nasıl yapmam, nelere odaklanmam gerektiği konusunda müthiş ipuçları verdiler. Yazımın sonunda onların izlenimlerinden birkaçına da yer vereceğim.
İlkyar Yaz Kampı’ndan önce yine EREC bünyesinde faaliyet gösteren BGM’den üç çocukla kısa süreli çalışma yapmıştım ama bu çalışmaları bir türlü düzenli yürütme fırsatı bulamamıştım. Dahası, daha önce hiç tahtaya geçip ders anlatmamıştım. Bu benim ilk öğretmenlik deneyimim olacaktı ve ilk deneyimim internetten nasıl anlatacağım üzerine neredeyse hiç bilgi bulamadığım bir konuyla gerçekleşecekti. Açıkcası kendimi başarısızlığa hazırlamıştım ama beklediğimden daha başarılı bir iş çıktığını söylemeliyim. Öncelikle, hiç tecrübem olmamasının sıkıntısını yaptığım ders programına sadık kalamayarak yaşadım. Her dersin sonunda o gün anlatmayı planladığım en az 1-2 bölümü yetiştiremedim.
Birinci Gün
“Kendi oyununu yapabilme kendini o dünyada hissedebilme amacı sağlar. Kendimize güven sağlar. Başka bir oyunu da oynadığımızda yenilgiyi hazmedebilirsin. Başkası da ona göre yapar.” şaban
İlk gün dersi yedi bölüme ayırmıştım ancak beşini tamamlayabildim ve geri kalanı ertesi güne sarktı. Ancak burada bir diğer eksik de dersimin süresinin azlığıydı. Bence Scratch’in temel kavramları ikişer saatlik üç derste anlatılabilir ve çocuklara kendi projelerini gerçekleştirme fırsatı tanınabilir. Fakat ben derslerimi en geç bir buçuk saat içinde bitirmek zorunda kaldım ve bu da sıkıntı yaşamama neden oldu. Öğrenciyi serbest bırakmayı, ona zaman tanıyıp elindeki materyali kurcalama fırsatı vermeyi seviyorum. Fakat zaman dar olduğu için bazen bunu doğru yapamadığımı hissettim. Programım şöyleydi:
- Giriş. Bilgisayar oyunları nedir? Severler mi? Ne oyunları oynarlar? Oyun yapma derslerinden beklentileri nelerdir?
- Scratch’in tanıtımı.
- Kedi kimdir, nedir?
- Bloklar koda/yazıya nasıl eklenir?
- Bloklar birbirine nasıl eklenir?
- Yeni karakter nasıl eklenir?
- Birden fazla karaktere kod eklemek.
- Karakterlerin kostümleri nasıl değiştirilir?
- Karakterlerin boyutlarını nasıl değiştirilir?
- Temel Hareket blokları ne işe yarar?
- 10 adım gidin.
- 15 derece sağa/sola dönün.
- [Karakter]‘e doğru dönün.
- 1 saniyede [x] [y] konumuna gidin.
- Kenarda ise zıplat.
- Temel Kontrol Blokları ne iş yapar?
- Başlat’a tıklandığında.
- Sürekli.
- [10] defa tekrarlayın.
- Akvaryum animasyonu yapımı.
- Temel Görünüm Blokları ne iş yapar?
- [kostüm2] kostümüne geçin.
- Söyle [merhaba] [2] saniye.
- Düşün [hmm…]
- Boyu [10] değiştirin.
- [renk] efektini [25] ile değiştirin.
- Göster/Gizle.
- Dans animasyonu.
Bu programda akvaryum animasyonunu yaptırırken çocuklara biraz da dersin henüz başında olmamızdan dolayı biraz daha zaman tanımak istedim. Çocuklar oyun yapım dersinde ilk kez bir şey geliştiriyorlardı ve bu geliştirdikleri tam bir oyun değil, bir animasyondu. Motivasyonlarının düşmemesi için yaratıcılıklarını göstermelerine izin vermek ve ürettiklerini sahiplenmelerini sağlamak istedim. Başarılı da oldum sanırım. Aksi takdirde bütün çocuklar aynı akvaryumu geliştirselerdi, onlara daha sıkıcı gözükebilirdi. Fakat burada çok zaman ayırdığım için temel görünüm bloklarının kostüm değiştirme hariç hiçbirini anlatamadım ve elimden geldiğince çabuk dans animasyonuna geçtim. Bu da çocuklara popüler kültürden bir şeyler verebilmek için iyi bir aktivite bence. Akvaryumda yeterince kazanamadığım çocukları belki bu şekilde kazanabilirim diye düşündüm. İleride bu aktivite daha çok materyalle, belki popüler ünlülerin fotoğrafları kullanılarak yapılırsa daha etkili olabilir.
İlk günde anlatamadığım bölümlere ikinci günün başında dönmediğimi belirtmeliyim. Bunun yerine, ikinci gün gerçekleştirilen aktivitelerde gerektiği yerlerde onlara göstermeyi tercih ettim.
İkinci Gün
“Bu derste haksızlık olmasını istiyorum. Bir şeyleri kendi başıma yapmak istiyorum. Bu derste kendime güvenmek istiyorum.” cennet
Öncelikle dersten sonra Cennet’in ikinci ders öncesinde yazdıklarından çok etkilendiğimi belirtmeliyim. Scratch’le çalışmamdaki en önemli neden, çocuklara kendi yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri bir ortam sunmaktı. Üstelik bunu yaparken en büyük amacım onlara olabildiğince az müdahale etmek ve kendi başlarına bir şeyleri keşfetmenin tadını çıkartmalarını sağlamaktı. Cennet’in yazdıklarından sonra bu konuda doğru bir tercih yaptığıma inanıyorum.
Elbette bazı sorunlardan dolayı yeterince ilgilenemediğim veya beklediğim aktifliği gösteremeyen çocuklar oldu. Ama bunlar azınlıktaydı. 20 kişilik bir sınıfta her öğrenciye ulaşmak, özellikle böyle constructivist yapıda bir ders sırasında çok zor. Bir tane sabit(Berke), ve ara ara değişen başka asistanlarım da oldu ama Berke dahil hiçbir asistanımla daha önce bir ön hazırlık yapmadığım için onlar da Scratch’i çocuklara aktarmakta zorlandılar. Fakat yine de Berke müthiş bir destek oldu benim için. Bence bu ders beş-sekiz öğrenciye bir eğitmen düşecek şekilde anlatılmalı. Çocukların anlatılanları dinlemeleri değil, uygulamaları daha önemli. Çocuklar kod yazarken sorun yaşadıkları anda onlara yardımcı olduğunuzda çocuklar ilerleyebiliyor ve algılarını genişletebiliyorlar. İlk iki gün bunların sıkıntısını daha az yaşadım çünkü bazı öğrenciler doğal olarak daha çabuk kavradılar ve aktiviteleri bitirdiler. Erken bitirenler, diğerlerine yardım ettiği zaman işler gayet yolunda gitti.
İkinci günün programı şöyleydi:
- İkinci günden beklentileri nelerdir? İlk gün öğrendiklerini göz önüne aldıklarında, bugün öğrenmeyi umdukları şeyler nelerdir?
- Algılama ve Kontrol Blokları ne işe yarar?
- Eğer <> ise (kontrol)
- Mouse Basılı? (algılama)
- Eğer <> ise Başka (kontrol)
- [boşluk] tuşuna basılı? (algılama)
- <> olana kadar tekrarlayın (kontrol)
- [] yaklaşıyor mu? (algılama)
- <> ise sürekli[] rengine yaklaşıyor mu? (kontrol)
- Kedi Topu Yakalamasın Oyunu
- Kalem Blokları ne iş yapar?
- Kalemi bastırın
- Kalemi kaldırın
- Kalem rengini [] yapın
- Kalem rengini [10] değiştirin
- Kalem rengini [0] yapın
- Kalem boyunu [1] değiştirin
- Kalem boyunu [0] yapın
- 5. Boyama Programı
- Değişkenler ve Sayılar
- a. Değişken oluşturun (değişkenler)
- b. Değişken değerini değiştirme (değişkenler)
- c. Matematik Operasyonu (sayılar)
- d. Karşılaştırma işlemleri “<”, “>”, “=” (Eğer içinde kullanarak) (sayılar)
- e. [1] ile [10] arası rastgele bir sayı seçin (sayılar)
Öncelikle, ikinci günde de değişkenler ve sayılar konusunu zaman yetmediği için anlatamadım. Son gün projeler yapılırken çok sorun oldu bu başımıza. Bu konuyu anlatamadığım için yeteri kadar iyi projeler çıkartamadık. Bazı çocuklar haliyle kendileri kurcalayıp buldular ama bunu bütün çocuklara ve çok daha detaylı anlatmak isterdim. Yine de ikinci günden de oldukça memnunum. Çocuklar anlatabildiklerimi çok iyi kavradılar ve hepsi istisnasız “kedi topu yakalasın” oyununu başarıyla bitirdiler. Bu kadar basit ve az detaylı bir oyuna bile kendi yaratıcılıklarından bir şeyler kattılar. Boyama programının da çok detaylı bir program olmadığını söylemeliyim. Çocuklar sadece ekrana serberst çizim yapan ufak bir kod geliştirdiler. Daha detaylı incelemeye yine zaman bulamadık. Ama bence önemli bir uygulama ve fırsat bulsaydım kesinlikle üzerinde dururdum. Nedeni ise çok basit: çocuklar bilgisayarda kullandıkları paint programının bir benzerini geliştirerek işin mutfağına girdiklerini daha da iyi anlayacaklardı.
Üçüncü Gün
“Bir sirk alanında bir palyaço olacak ve burnu olmayacak. Biz onun burnunu yerine koymaya çalışacağız. Fakat burun hareket edecek. Fareye tıkladığımızda burnu yerine koyacağız.” fatma
Çocukların yaratıcılıkları gerçekten sınır tanımıyor. İkinci günün sonunda onlara ertesi gün bir oyun geliştireceklerini ve bunun için de proje düşünmelerini söylemiştim. Ama o karmaşada sanırım yeterince iyi duyuramadım ve bir kısmı projesiz geldiler. Bu nedenle onlara da akvaryumda balık yakalama oyunu önerdim. Bu oyunu da iyi geliştirenler oldu elbette. Aynı zamanda kendi düşündüğü oyunu yeterince iyi yapamayanlar da oldu. Bunun en büyük nedeni de iki kişi herkese yetişemeyişimiz oldu. 20 ayrı projeyle 2 kişinin ilgilenmesi gerçekten çok zor. Bir ara aynı anda neredeyse yirmisi birden “Ümit abi!” diye bağırdılar ve olduğum yerde kaldım. Ama mükemmel zevkli, herkese öneririm. Çocukların enerjisi sizi itiyor ve duramıyorsunuz. Tabi burada yaptığım en büyük hata herkese bir proje düşünün demek oldu. Çocuklara ikişerli gruplar halinde proje düşünmelerini söyleseydim hem grup çalışması sayesinde hepsinin proje üretmesini sağlardım, hem de daha çok projeyi daha kaliteli bir şekilde çıkartabilirdik.
Bütünüyle Değerlendirdiğimde,
“Çok güzel geçti. Oyunu tamamlayamasam da çok güzel geçti. İlk oyunumu yaptım çok güzeldi. Bu son dersimi, son dersimiz olmasının üzüntüsünü yaşıyorum. Beklentilerim tam olarak karşılandı. Oyunum çok güzel olmadı. Bunun farkındayım. Oyunumu hiç sevmedim. Ama buna rağmen beklentilerim karşılandı.” feride
Her şeye rağmen mükemmel bir üç günlük deneyimdi. İlk öğretmenlik deneyimimin bu kadar doyurucu ve teşvik edici olacağını beklemiyordum. Aşağıda çocukların geliştirdiği oyunlardan birkaç örnek bulacaksınız. Eminim ilk başta size çok basit gelecektir. Arda da ilk başladığımızda “Bu nasıl oyun! Böyle oyun yapılır mı?” diye sitem etmişti. Unutulmamalı ki bu çocukların tamamı yatılı okuyan çocuklar ve hiçbirisi düzenli bilgisayar kullanmıyor. Bırakın bilgisayarda kod yazmayı, program geliştirmeyi yazı yazmaya bile çok uzaklar. Sıfırdan bu kadar ilerlemiş olmaları açıkçası beni bile şaşırttı ve biraz da gururlandırdı. Feride’nin dediği gibi, iyi oyunlar yapamasalar da bu oyunları onlar yaptılar. Üretmenin keyfini aldılar ve daha iyisini üretmek istediler. Umarım ilerleyen yaşamlarında daha çok üretirler. Ve umarım bu yazı birilerine yararlı olur.
Scratch, MIT Lifelong Kindergarten tarafından çocukların daha küçük yaşlarda programlamayla tanışabilmeleri için geliştirilen bir yazılım. 2008 yılının sonuna doğru kişisel olarak bir projeye girişmek istedim. Amacım çocukların ortaokulda programlamayla nasıl tanışabileceklerini ve dahası bu tanışmanın onlar üzerinde nasıl bir etkisi olacağını araştırmaktı. Nereden ve nasıl başlamam gerektiğini, hangi yöntemi kullanırsam daha avantajlı olacağını ve benimle aynı soruyu soran insanların neler yaptıklarını öğrenmek için araştırma yapmaya başladım. Sonunda birkaç farklı projeyle(Alice, Lego Mindstroms, Greenfoot, Logo, etc. ) karşılaştım ve bunların arasından Scratch’i seçtim. Bunun en büyük nedeni Scratch’in yapmak istediğim işe en uygun proje olmasıydı. Ama bunun yanında Scratch’in MIT tarafından geliştirilmesi ve çok güçlü bir portalı olması da önemli rol oynadı.
Öncelikle, bu seviyede çocukların programlamaya ilgisini çekmek için mutlaka eğlenceli bir şeyler sunmalısınız ve Scratch bunu fazlasıyla veriyor. Scratch’i daha da çekici yapan bir diğer özelliği ise oldukça kolay kullanılışı ve basit programlama sistemi. Çocuklar hiçbirşey anlatmasanız bile birkaç saat içinde en azından basit animasyonlar yapmaya başlayacak ve bu işten keyif alacaklardır. Üretmek, şüphesiz müthiş bir hazdır. Bir insan iyi ya da kötü bir şey ürettiği zaman onu sahiplenir ve daha iyisi için çabalar. Ben eğitimde üretimin her zaman odak noktası olması gerektiğini düşünüyorum. Ben özellikle İlkyar Yaz Kampı’nda verdiğim derste bunun birkez daha farkına vardım. Çocuklara her dersten önce beklentilerini ve ders sonunda da izlenimlerini yazdırdım. İyi ki de yapmışım. Çocuklar bana dersi nasıl yapmam, nelere odaklanmam gerektiği konusunda müthiş ipuçları verdiler. Yazımın sonunda onların izlenimlerinden birkaçına da yer vereceğim.
İlkyar Yaz Kampı’ndan önce yine EREC bünyesinde faaliyet gösteren BGM’den üç çocukla kısa süreli çalışma yapmıştım ama bu çalışmaları bir türlü düzenli yürütme fırsatı bulamamıştım. Dahası, daha önce hiç tahtaya geçip ders anlatmamıştım. Bu benim ilk öğretmenlik deneyimim olacaktı ve ilk deneyimim internetten nasıl anlatacağım üzerine neredeyse hiç bilgi bulamadığım bir konuyla gerçekleşecekti. Açıkcası kendimi başarısızlığa hazırlamıştım ama beklediğimden daha başarılı bir iş çıktığını söylemeliyim. Öncelikle, hiç tecrübem olmamasının sıkıntısını yaptığım ders programına sadık kalamayarak yaşadım. Her dersin sonunda o gün anlatmayı planladığım en az 1-2 bölümü yetiştiremedim.
Birinci Gün
“Kendi oyununu yapabilme kendini o dünyada hissedebilme amacı sağlar. Kendimize güven sağlar. Başka bir oyunu da oynadığımızda yenilgiyi hazmedebilirsin. Başkası da ona göre yapar.” şaban
İlk gün dersi yedi bölüme ayırmıştım ancak beşini tamamlayabildim ve geri kalanı ertesi güne sarktı. Ancak burada bir diğer eksik de dersimin süresinin azlığıydı. Bence Scratch’in temel kavramları ikişer saatlik üç derste anlatılabilir ve çocuklara kendi projelerini gerçekleştirme fırsatı tanınabilir. Fakat ben derslerimi en geç bir buçuk saat içinde bitirmek zorunda kaldım ve bu da sıkıntı yaşamama neden oldu. Öğrenciyi serbest bırakmayı, ona zaman tanıyıp elindeki materyali kurcalama fırsatı vermeyi seviyorum. Fakat zaman dar olduğu için bazen bunu doğru yapamadığımı hissettim. Programım şöyleydi:
1. Giriş. Bilgisayar oyunları nedir? Severler mi? Ne oyunları oynarlar? Oyun yapma derslerinden beklentileri nelerdir?
2. Scratch’in tanıtımı.
a. Kedi kimdir, nedir?
b. Bloklar koda/yazıya nasıl eklenir?
c. Bloklar birbirine nasıl eklenir?
d. Yeni karakter nasıl eklenir?
e. Birden fazla karaktere kod eklemek.
f. Karakterlerin kostümleri nasıl değiştirilir?
g. Karakterlerin boyutlarını nasıl değiştirilir?
3. Temel Hareket blokları ne işe yarar?
a. 10 adım gidin.
b. 15 derece sağa/sola dönün.
c. [Karakter]‘e doğru dönün.
d. 1 saniyede [x] [y] konumuna gidin.
e. Kenarda ise zıplat.
4. Temel Kontrol Blokları ne iş yapar?
a. Başlat’a tıklandığında.
b. Sürekli.
c. [10] defa tekrarlayın.
5. Akvaryum animasyonu yapımı.
6. Temel Görünüm Blokları ne iş yapar?
a. [kostüm2] kostümüne geçin.
b. Söyle [merhaba] [2] saniye.
c. Düşün [hmm…]
d. Boyu [10] değiştirin.
e. [renk] efektini [25] ile değiştirin.
f. Göster/Gizle.
7. Dans animasyonu.
Bu programda akvaryum animasyonunu yaptırırken çocuklara biraz da dersin henüz başında olmamızdan dolayı biraz daha zaman tanımak istedim. Çocuklar oyun yapım dersinde ilk kez bir şey geliştiriyorlardı ve bu geliştirdikleri tam bir oyun değil, bir animasyondu. Motivasyonlarının düşmemesi için yaratıcılıklarını göstermelerine izin vermek ve ürettiklerini sahiplenmelerini sağlamak istedim. Başarılı da oldum sanırım. Aksi takdirde bütün çocuklar aynı akvaryumu geliştirselerdi, onlara daha sıkıcı gözükebilirdi. Fakat burada çok zaman ayırdığım için temel görünüm bloklarının kostüm değiştirme hariç hiçbirini anlatamadım ve elimden geldiğince çabuk dans animasyonuna geçtim. Bu da çocuklara popüler kültürden bir şeyler verebilmek için iyi bir aktivite bence. Akvaryumda yeterince kazanamadığım çocukları belki bu şekilde kazanabilirim diye düşündüm. İleride bu aktivite daha çok materyalle, belki popüler ünlülerin fotoğrafları kullanılarak yapılırsa daha etkili olabilir.
İlk günde anlatamadığım bölümlere ikinci günün başında dönmediğimi belirtmeliyim. Bunun yerine, ikinci gün gerçekleştirilen aktivitelerde gerektiği yerlerde onlara göstermeyi tercih ettim.
İkinci Gün
“Bu derste haksızlık olmasını istiyorum. Bir şeyleri kendi başıma yapmak istiyorum. Bu derste kendime güvenmek istiyorum.” cennet
Öncelikle dersten sonra Cennet’in ikinci ders öncesinde yazdıklarından çok etkilendiğimi belirtmeliyim. Scratch’le çalışmamdaki en önemli neden, çocuklara kendi yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri bir ortam sunmaktı. Üstelik bunu yaparken en büyük amacım onlara olabildiğince az müdahale etmek ve kendi başlarına bir şeyleri keşfetmenin tadını çıkartmalarını sağlamaktı. Cennet’in yazdıklarından sonra bu konuda doğru bir tercih yaptığıma inanıyorum.
Elbette bazı sorunlardan dolayı yeterince ilgilenemediğim veya beklediğim aktifliği gösteremeyen çocuklar oldu. Ama bunlar azınlıktaydı. 20 kişilik bir sınıfta her öğrenciye ulaşmak, özellikle böyle constructivist yapıda bir ders sırasında çok zor. Bir tane sabit(Berke), ve ara ara değişen başka asistanlarım da oldu ama Berke dahil hiçbir asistanımla daha önce bir ön hazırlık yapmadığım için onlar da Scratch’i çocuklara aktarmakta zorlandılar. Fakat yine de Berke müthiş bir destek oldu benim için. Bence bu ders beş-sekiz öğrenciye bir eğitmen düşecek şekilde anlatılmalı. Çocukların anlatılanları dinlemeleri değil, uygulamaları daha önemli. Çocuklar kod yazarken sorun yaşadıkları anda onlara yardımcı olduğunuzda çocuklar ilerleyebiliyor ve algılarını genişletebiliyorlar. İlk iki gün bunların sıkıntısını daha az yaşadım çünkü bazı öğrenciler doğal olarak daha çabuk kavradılar ve aktiviteleri bitirdiler. Erken bitirenler, diğerlerine yardım ettiği zaman işler gayet yolunda gitti.
İkinci günün programı şöyleydi:
1. İkinci günden beklentileri nelerdir? İlk gün öğrendiklerini göz önüne aldıklarında, bugün öğrenmeyi umdukları şeyler nelerdir?
2. Algılama ve Kontrol Blokları ne işe yarar?
a. Eğer <> ise (kontrol)
b. Mouse Basılı? (algılama)
c. Eğer <> ise Başka (kontrol)
d. [boşluk] tuşuna basılı? (algılama)
e. <> olana kadar tekrarlayın (kontrol)
f. [] yaklaşıyor mu? (algılama)
g. <> ise sürekli[] rengine yaklaşıyor mu? (kontrol)
3. Kedi Topu Yakalamasın Oyunu
4. Kalem Blokları ne iş yapar?
a. Kalemi bastırın
b. Kalemi kaldırın
c. Kalem rengini [] yapın
d. Kalem rengini [10] değiştirin
e. Kalem rengini [0] yapın
f. Kalem boyunu [1] değiştirin
g. Kalem boyunu [0] yapın
5. Boyama Programı
6. Değişkenler ve Sayılar
a. Değişken oluşturun (değişkenler)
b. Değişken değerini değiştirme (değişkenler)
c. Matematik Operasyonu (sayılar)
d. Karşılaştırma işlemleri “<”, “>”, “=” (Eğer içinde kullanarak) (sayılar)
e. [1] ile [10] arası rastgele bir sayı seçin (sayılar)
Öncelikle, ikinci günde de değişkenler ve sayılar konusunu zaman yetmediği için anlatamadım. Son gün projeler yapılırken çok sorun oldu bu başımıza. Bu konuyu anlatamadığım için yeteri kadar iyi projeler çıkartamadık. Bazı çocuklar haliyle kendileri kurcalayıp buldular ama bunu bütün çocuklara ve çok daha detaylı anlatmak isterdim. Yine de ikinci günden de oldukça memnunum. Çocuklar anlatabildiklerimi çok iyi kavradılar ve hepsi istisnasız “kedi topu yakalasın” oyununu başarıyla bitirdiler. Bu kadar basit ve az detaylı bir oyuna bile kendi yaratıcılıklarından bir şeyler kattılar. Boyama programının da çok detaylı bir program olmadığını söylemeliyim. Çocuklar sadece ekrana serberst çizim yapan ufak bir kod geliştirdiler. Daha detaylı incelemeye yine zaman bulamadık. Ama bence önemli bir uygulama ve fırsat bulsaydım kesinlikle üzerinde dururdum. Nedeni ise çok basit: çocuklar bilgisayarda kullandıkları paint programının bir benzerini geliştirerek işin mutfağına girdiklerini daha da iyi anlayacaklardı.
Üçüncü Gün
“Bir sirk alanında bir palyaço olacak ve burnu olmayacak. Biz onun burnunu yerine koymaya çalışacağız. Fakat burun hareket edecek. Fareye tıkladığımızda burnu yerine koyacağız.” fatma
Çocukların yaratıcılıkları gerçekten sınır tanımıyor. İkinci günün sonunda onlara ertesi gün bir oyun geliştireceklerini ve bunun için de proje düşünmelerini söylemiştim. Ama o karmaşada sanırım yeterince iyi duyuramadım ve bir kısmı projesiz geldiler. Bu nedenle onlara da akvaryumda balık yakalama oyunu önerdim. Bu oyunu da iyi geliştirenler oldu elbette. Aynı zamanda kendi düşündüğü oyunu yeterince iyi yapamayanlar da oldu. Bunun en büyük nedeni de iki kişi herkese yetişemeyişimiz oldu. 20 ayrı projeyle 2 kişinin ilgilenmesi gerçekten çok zor. Bir ara aynı anda neredeyse yirmisi birden “Ümit abi!” diye bağırdılar ve olduğum yerde kaldım. Ama mükemmel zevkli, herkese öneririm. Çocukların enerjisi sizi itiyor ve duramıyorsunuz. Tabi burada yaptığım en büyük hata herkese bir proje düşünün demek oldu. Çocuklara ikişerli gruplar halinde proje düşünmelerini söyleseydim hem grup çalışması sayesinde hepsinin proje üretmesini sağlardım, hem de daha çok projeyi daha kaliteli bir şekilde çıkartabilirdik.
Bütünüyle Değerlendirdiğimde,
“Çok güzel geçti. Oyunu tamamlayamasam da çok güzel geçti. İlk oyunumu yaptım çok güzeldi. Bu son dersimi, son dersimiz olmasının üzüntüsünü yaşıyorum. Beklentilerim tam olarak karşılandı. Oyunum çok güzel olmadı. Bunun farkındayım. Oyunumu hiç sevmedim. Ama buna rağmen beklentilerim karşılandı.” feride
Her şeye rağmen mükemmel bir üç günlük deneyimdi. İlk öğretmenlik deneyimimin bu kadar doyurucu ve teşvik edici olacağını beklemiyordum. Aşağıda çocukların geliştirdiği oyunlardan birkaç örnek bulacaksınız. Eminim ilk başta size çok basit gelecektir. Arda da ilk başladığımızda “Bu nasıl oyun! Böyle oyun yapılır mı?” diye sitem etmişti. Unutulmamalı ki bu çocukların tamamı yatılı okuyan çocuklar ve hiçbirisi düzenli bilgisayar kullanmıyor. Bırakın bilgisayarda kod yazmayı, program geliştirmeyi yazı yazmaya bile çok uzaklar. Sıfırdan bu kadar ilerlemiş olmaları açıkçası beni bile şaşırttı ve biraz da gururlandırdı. Feride’nin dediği gibi, iyi oyunlar yapamasalar da bu oyunları onlar yaptılar. Üretmenin keyfini aldılar ve daha iyisini üretmek istediler. Umarım ilerleyen yaşamlarında daha çok üretirler. Ve umarım bu yazı birilerine yararlı olur.

Fatma’nın Palyaço oyunu

Mehmet ve Onur’un Gift Plane oyunu

Ali’nin Akvaryum oyunu.