Photoshop Kursu Vermek!

Gerçekten zor iş…
Çok kompleks, çok detaylı bir program. Benim kendi başıma oturup öğrenmem 2 yıl sürdü. Tamam ders almadım ve kurcalaya kurcalaya öğrendim ama birçok programı öğrenmem 2-3 haftayı almazken bunu öğrenmek 2 yıllık bir süreç aldı. Aslında benim anlattığım dersin konusu bu sürecin sadece 4-5 ayını kapsayacak kısmı ama yine de çok zor. Üstelik [...]

İlkyar Yaz Kampı’ndan: Oyun Yapımı Dersi ve İlk Öğretmenlik Deneyimim

Scratch, MIT Lifelong Kindergarten tarafından çocukların daha küçük yaşlarda programlamayla tanışabilmeleri için geliştirilen bir yazılım. 2008 yılının sonuna doğru kişisel olarak bir projeye girişmek istedim. Amacım çocukların ortaokulda programlamayla nasıl tanışabileceklerini ve dahası bu tanışmanın onlar üzerinde nasıl bir etkisi olacağını araştırmaktı. Nereden ve nasıl başlamam gerektiğini, hangi yöntemi kullanırsam daha avantajlı olacağını ve benimle aynı soruyu soran insanların neler yaptıklarını öğrenmek için araştırma yapmaya başladım. Sonunda birkaç farklı projeyle(Alice, Lego Mindstorms, Greenfoot, Logo, etc. ) karşılaştım ve bunların arasından Scratch’i seçtim. Bunun en büyük nedeni Scratch’in yapmak istediğim işe en uygun proje olmasıydı. Ama bunun yanında Scratch’in MIT tarafından geliştirilmesi ve çok güçlü bir portalı olması da önemli rol oynadı.

Öncelikle, bu seviyede çocukların programlamaya ilgisini çekmek için mutlaka eğlenceli bir şeyler sunmalısınız ve Scratch bunu fazlasıyla veriyor. Scratch’i daha da çekici yapan bir diğer özelliği ise oldukça kolay kullanılışı ve basit programlama sistemi. Çocuklar hiçbirşey anlatmasanız bile birkaç saat içinde en azından basit animasyonlar yapmaya başlayacak ve bu işten keyif alacaklardır. Üretmek, şüphesiz müthiş bir hazdır. Bir insan iyi ya da kötü bir şey ürettiği zaman onu sahiplenir ve daha iyisi için çabalar. Ben eğitimde üretimin her zaman odak noktası olması gerektiğini düşünüyorum. Ben özellikle İlkyar Yaz Kampı’nda verdiğim derste bunun birkez daha farkına vardım. Çocuklara her dersten önce beklentilerini ve ders sonunda da izlenimlerini yazdırdım. İyi ki de yapmışım. Çocuklar bana dersi nasıl yapmam, nelere odaklanmam gerektiği konusunda müthiş ipuçları verdiler. Yazımın sonunda onların izlenimlerinden birkaçına da yer vereceğim

İlkyar Yaz Kampı’ndan önce yine EREC bünyesinde faaliyet gösteren BGM’den üç çocukla kısa süreli çalışma yapmıştım ama bu çalışmaları bir türlü düzenli yürütme fırsatı bulamamıştım. Dahası, daha önce hiç tahtaya geçip ders anlatmamıştım. Bu benim ilk öğretmenlik deneyimim olacaktı ve ilk deneyimim internetten nasıl anlatacağım üzerine neredeyse hiç bilgi bulamadığım bir konuyla gerçekleşecekti. Açıkcası kendimi başarısızlığa hazırlamıştım ama beklediğimden daha başarılı bir iş çıktığını söylemeliyim[...]

Merhaba Dünya…

Hani, “Dünya küçük” diyoruz ya! Bence her insan kendi incir çekirdeğinde, kendi Dünyacığında yaşar. Ben de kendi çekirdeğimin içindeyim. Aslında hayat biraz bize sunulanları yaşamacılık oyunu. Birnevi içine doğduğumuz incir çekirdeğinde olanların yerini değiştirmece. Bana da bir hayat sunuldu doğduğumdan beri. Hayır diyebilir misiniz? Eh bazen, ama çoğu zaman değil. Şimdiye kadar da sunulan parçaları düzenlemek ve algılamakla meşguldüm. Ama size bu hayatı sunanlar sizden sorgulamadan kabullenmenizi, ve o incir çekirdeğinin içinde döne döne, size verilenlerle yaşamanızı isterler. Ufacık bir evde bir ömür geçirmek gibi. Senede bir eşyaların yerini değiştirip mutlu olmak! “Oh, değişiklik oldu ne güzel. Ferahladı da ev di mi? Ferahladı vallahi ferahladı.”

Bense bunu yapamadım, tatmin olamadım bana sunulanlardan. Yırttım çekirdeğin kabuğunu biraz ucundan! Ufak bir delik ama ufacık, gücüm yettiği kadar. Deldim ya, siz ona bakın! İyi mi kötü mü bilemiyorum ama ışık sızıyor yırtıktan. Sızan ışık ne renk onu da bilmiyorum, henüz kestirecek birikime sahip değilim.

Amacım sadece fotosentez, ışıktan bilgi üretmek. Yaşamaya yetecek, hakkını vererek yaşamaya yetecek kadar bilgi[...]