Hani, “Dünya küçük” diyoruz ya! Bence her insan kendi incir çekirdeğinde, kendi Dünyacığında yaşar. Ben de kendi çekirdeğimin içindeyim. Aslında hayat biraz bize sunulanları yaşamacılık oyunu. Birnevi içine doğduğumuz incir çekirdeğinde olanların yerini değiştirmece. Bana da bir hayat sunuldu doğduğumdan beri. Hayır diyebilir misiniz? Eh bazen, ama çoğu zaman değil. Şimdiye kadar da sunulan parçaları düzenlemek ve algılamakla meşguldüm. Ama size bu hayatı sunanlar sizden sorgulamadan kabullenmenizi, ve o incir çekirdeğinin içinde döne döne, size verilenlerle yaşamanızı isterler. Ufacık bir evde bir ömür geçirmek gibi. Senede bir eşyaların yerini değiştirip mutlu olmak! “Oh, değişiklik oldu ne güzel. Ferahladı da ev di mi? Ferahladı vallahi ferahladı.”
Bense bunu yapamadım, tatmin olamadım bana sunulanlardan. Yırttım çekirdeğin kabuğunu biraz ucundan! Ufak bir delik ama ufacık, gücüm yettiği kadar. Deldim ya, siz ona bakın! İyi mi kötü mü bilemiyorum ama ışık sızıyor yırtıktan. Sızan ışık ne renk onu da bilmiyorum, henüz kestirecek birikime sahip değilim.
Amacım sadece fotosentez, ışıktan bilgi üretmek. Yaşamaya yetecek, hakkını vererek yaşamaya yetecek kadar bilgi[...]